Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul ve Ankara’da yüksek riskli olarak görülen iki hastayı Van’da başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşturdu. Neriman Kılıç ve Şükriye Açar, uzun süredir İstanbul’da yaşayan ve başka hastanelerde gereğinden fazla korkutulan hastalar olarak adlandırıldı; her ikisi de Başel’in ikna çalışmalarıyla tedaviye alındı.
Başel, hastaların korkularını gidermek ve süreci anlamalarını sağlamak için ailelerle birlikte uzun çabalar harcadıklarını ifade etti. Özellikle büyük şehirlerde hastaların gereğinden fazla endişelendiğini vurgulayan hekim, Neriman Hanım’a yönelik süreci şu sözlerle özetledi: Kendisine konulan glomus tümörü tanısı sonrası karşılaşılan uyarı ve tetkik taleplerinin aşırı olduğu ve gereksiz işlemlerin yapıldığını gördüğünü belirtti. Tümörün boyutu 6 santimetreydi ve ameliyatın asıl başarısının, hastayı ikna etmek ve güven telkin etmek olduğuna dikkat çekti.
“Bir saatlik ameliyatla 6 santimetrelik tümörü çıkardık,” diyen Başel, Hastaların Van’a transferinin en zor kısmı olduğunu, ertesi gün operasyonun gerçekleştirildiğini ve hiçbir komplikasyon yaşanmadığını ifade etti. Ameliyat sonrasında hastanın taburcu sürecine doğru ilerlediğini belirtti. Ameliyatın ardından hastanın odasında gözünü açtığında felç olmadığını görünce mutluluğun paylaşıldığını da ekledi.
Gözlerini açtığında felç olmadığını gördüğünde sevinç yaşayan Neriman Kılıç ise, “Çok hastane gezdim ve bana felç kalır konuşamam denildi” sözleriyle deneyimini paylaştı. Eşi Kıyasettin Kılıç da İstanbul’da yüzde 100 felç riski denildiğini hatırlatarak, Halil Hocaya güvenip ameliyatı başarıyla geçirdiklerini belirtti.
İkinci hastanın hikâyesi: Hakkarili Şükriye Açar için de Ankara’daki birden çok hastanede dolaşma süreci sonunda Van’a yönlendirme yapıldı. Tümör iki taraflı ve büyüktü; hastayı Van’a alıp başarılı bir operasyon gerçekleştirdiklerini söyleyen Başel, hastanın yarın taburcu olmayı hedeflediğini ifade etti. Şükriye Açar ise “Beni çok korkuttular; masadan kalkamazsın denildi. Hoca tümörümü çıkardı ve hiç sıkıntı yaşamadan iyileştim” diye duygularını paylaştı.
Bu iki vakada da Başel, özellikle psikolojik baskıya karşı hastalarla kurulan iletişimin operasyon kadar önemli olduğunu vurguladı. Hastaların sağlık yolculuğuna güven aşılama ve gerektiğinde destek sağlama yaklaşımı, başarılı sonuçlarda kilit rol oynadı.
Van’da, yüksek riskli görülen iki hastaya Prof. Dr. Halil Başel tarafından başarılı operasyonlar gerçekleştirildi. Neriman Kılıç ve Şükriye Açar, uzun süre İstanbul’da tedavi görüp korkutucu bilgilendirmelerle karşılaşmıştı; ancak Başel’in ikna çabaları ve eksiksiz cerrahi müdahalesiyle sağlıklarına kavuştu.
Ameliyat öncesi yaşanan baskılar ve hastaların psikolojik olarak zorlanması, Başel tarafından dikkatle ele alındı. Neriman Hanım’a konulan tanı sonrası alınan kararlar ve gereksiz tetkiklerin eleştirilmesi, tedavi sürecinin temel taşlarını oluşturdu. Tümörün boyutu 6 santimetre olarak saptandı ve operasyonun kilit unsuru, hastayı korkutmadan güven vermek oldu.
“Bir saatlik operasyonla tümör temizlendi,” diyen Başel, hastanın Van’a transferinin en güç kısmı olduğunu, ameliyatın ertesi gün yapıldığını ve komplikasyon yaşanmadığını kaydetti. Ameliyat sonrası iyileşme süreci, hastaların travmalarından arınma ve tekrar sağlığına kavuşma aşamasıyla ilerledi.
İkinci hasta Şükriye Açar için de benzer bir yol izlendi. Ankara’daki pek çok hastanede yolunu bulamayan hasta, Hakkari’den Van’a yönlendirilerek operasyon geçirildi. İki taraflı büyüklüğü olan tümör nedeniyle süreci zorlu geçiren Başel, hastanın yakında taburcu olacağını belirtti. Açar ise kendisine yöneltilen olumsuz ifadelerin aksine tedaviyle olumlu sonuç elde edildiğini ifade etti.
İki vakada da hastaların operasyon sonrası yaşadığı sevince eşlik eden Başel, hastaların ailesiyle beraber psikolojik destek almaya yönelik çalışmaların da sürece dahil olması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, tedavilerin başarı oranlarını artıran önemli bir unsur olarak değerlendirildi.
İstanbul ve Ankara’da riskli görülen iki hastanın Van’da sağlığına kavuşması, Prof. Dr. Halil Başel’in iletişim odaklı yaklaşımıyla mümkün oldu. Neriman Kılıç ve Şükriye Açar’ın önünde duran korku duvarı, hastaların ailesiyle yapılan kapsamlı bilgilendirme ve güven telkinleriyle yıkıldı.
Neriman Hanım’ın durumunda, tümörün büyüklüğü ve önceki tetkiklerin gereksiz aşamalara yol açtığı eleştirilirken, Başel bu süreçte hastayı ikna etmenin ameliyattan daha önemli olduğuna dikkat çekti. Ameliyat süresinin kısa olması ve sorunsuz bir iyileşme süreci, tedaviye olan güveni artırdı.
Şükriye Açar için de benzer bir yol izlenerek, hastanın Van’a getirilmesiyle hızlı ve etkili bir müdahale gerçekleştirildi. Her iki vaka da, hastaların korkularının üstesinden gelinmesinin, başarılı operasyonlar için kritik olduğunun altını çizdi. Hastalar taburculuk sürecine doğru ilerlerken, ailesiyle paylaştıkları sevinçler ve teşekkürler, tedaviye olan güveni pekiştirdi.

Yorumlar kapalı.