Gelecek nesillerin başarısının yalnızca okul adıyla sınırlı olmadığına inanan Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, yetenekler ve ülkenin ihtiyaç duyduğu meslekler doğrultusunda çocukların yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Güçlü bir Türkiye’nin temelinin üretim ekonomisinde saklı olduğuna işaret eden Akbaş, nitelikli mesleki eğitimin bu yolun ayrılmaz parçası olduğunu ifade etti.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarının açıklanmasından sonra pek çok ailenin çocuklarının geleceğini belirlemek için önemli bir karar süreciyle karşı karşıya kaldığını belirten Akbaş, velilerin fen liselerine veya Anadolu liselerine yönelme eğilimini takdirle karşıladıklarını, fakat mesleki ve teknik eğitimin de hak ettiği değeri kazanması gerektiğini söyledi. Özellikle Diyarbakır ve çevresindeki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin, tekstil, gıda, makine, metal, mobilya, elektrik, lojistik ve tarıma dayalı sanayilerde yetişmiş teknik personele ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Akbaş, aynı dönemde turizm, sağlık ve bakım gibi hizmet sektörlerinde de nitelikli ara eleman eksikliğinin giderek arttığını belirtti. Gençlerin çoğunun diploma sahibi olmalarına rağmen iş bulmakta zorlandığını; buna karşılık mesleki yeterliliğe sahip olanların ise kısa sürede istihdam edilebildiğini dile getirdi.
Akbaş, meslek liselerinin yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını; üretim, ihracat ve istihdamın yanı sıra kalkınmanın da ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren stratejik kurumlar olarak görüldüğünü vurguladı. Meslek liselerinin tercih edilir kılınması için eğitim kalitesinin yükseltilmesi, teknolojik altyapıların güçlendirilmesi, sektörle iç içe uygulamalı eğitim modellerinin yaygınlaştırılması ve başarılı öğrencilere daha güçlü teşviklerin sunulmasının büyük önem taşıdığını kaydetti. Ayrıca mezunların yükseköğretime geçişinin kolaylaştırılması, kariyer gelişiminin desteklenmesi ve toplumdaki olumlu algının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Meslek lisesi tercihi artık bir zorunluluk olarak değil, güçlü bir kariyer seçeneği olarak görülmelidir.
İş dünyası olarak bizim üzerimize düşen sorumluluklar da netleşiyor diyen Akbaş, sanayicilerin ve işletmelerin staj, uygulamalı eğitim ve istihdam olanaklarını artırarak mesleki eğitime katkı sunmalarının gerektiğini ifade etti. Eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendirdikçe ekonomik kalkınmanın da hız kazanacağına inandığını dile getirdi. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın mesleki ve teknik eğitimi güçlendirecek, öğrencilere teşvik sağlayacak ve özel sektörle iş birliğini artıracak yeni projelerin hayata geçirilmesinin büyük fayda sağlayacağını belirtti. DİSİDER olarak Küçük Sanayi Siteleri (KSS), Organize Sanayi Bölgeleri, fabrikalar ve hizmet sektöründeki işletmeler ile meslek liseleri arasında daha güçlü bir iş birliği modeli geliştirilmesini öneriyoruz. Okul ve işletmenin belirli dönemlerde değişen eğitiminde uygulanacak bir okul-işletme entegre eğitim modeli, gençlere erken çalışma disiplini kazandırırken, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını da hayata geçirmenin etkili bir yolu olacaktır. Böyle bir yaklaşım, gençlerin üretimle erken yaşta tanışmasını sağlayacak ve toplumsal gelişime katkı sunacaktır. Çocuklarımızın geleceğini sadece okul adıyla değil, ilgileri, yetenekleri ve ülkenin ihtiyaç duyduğu meslekler doğrultusunda şekillendirmek kritik öneme sahiptir. Güçlü bir Türkiye için nitelikli mesleki eğitimden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Akbaş, bu yaklaşımın ekonomik kalkınma, genç istihdamı ve toplumsal refahın da temel şartı olduğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar kapalı.