Hipertansiyon, “sessiz katil” olarak adlandırılan ve belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süre fark edilmediğinde kalp, beyin, böbrek ve damar ağı üzerinde ciddi etkiler gösterebiliyor. Dünya ve Türkiye genelinde yetişkinlerin önemli bir kısmını etkileyen bu durum, kontrol altına alınmadığında kalp krizi, inme ve böbrek sorunları gibi hayati sonuçlar doğurabilir. Her yıl 17 Mayıs’ta Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle farkındalık sağlanması amaçlanıyor.
Hastanede görev yapan Başhekim ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, hipertansiyonun kan basıncının sürekli yüksek seyretmesiyle karakterize edildiğini belirtiyor. “Neredeyse her üç yetişkinden birini etkileyen bu durum, sessiz ilerlediği için uzun vadede bedenin pek çok organını tehdit eder,” diye ekledi. Önemli bir uyarı olarak, hipertansiyonun erken belirtileri doğrudan beyin kanaması, kalp krizi veya damar çatlaması gibi ağır tablolarla karşılaşmaya yol açabilir. Bu nedenle ailesel öyküsü olanlar ve 40 yaşından itibaren bireylerin düzenli tansiyon takibi yapması tavsiye ediliyor.
Diyet ve yaşam tarzı adımları kritik rol oynuyor
Günlük alışkanlıkların hipertansiyon üzerindeki etkisi büyük. Özellikle tuz alımını sınırlamak ve düzenli egzersiz konusunda dikkatli olmak, hastalığın ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir. Hastalar arasındaki bilinç eksikliği genelde hastalığın farkında olmamaya bağlıdır; bu yüzden erken farkındalık ve tarama hayati önem taşır.
Erken tanı, tedavide başarı anahtarıdır
Erken teşhis konulduğunda ve uygun tedavi doğrultusunda hareket edildiğinde, hayati riskler büyük ölçüde azaltılabilir. Tansiyonumuzun sürekli kontrol altında tutulması, diyet kurallarına ve tedavi planına uyulmasıyla mümkündür. Hipertansiyonun bu kadar sinsi ilerlediğini unutmadan, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle bireylerin tansiyon ölçümlerini yaptırması hatırlatılıyor.

Yorumlar kapalı.