Gündeme getirilen bir analiz, Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşviklerinin bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkını azaltmak yerine kimi zaman bu farkı derinleştirdiğini gösteriyor. DTSO’nun açıklamasında, teşviklerin tarihsel süreçte pek çok yasa ve kararnameyle çeşitlendiği, fakat hedeflenen bölgeler arası eşitliği sağlamaktan öteye geçemediği vurgulanmaktadır.
1963’te planlı döneme geçişle başlayan ve 1980 sonrası dönemde kapsamlı hale getirilen teşvik uygulamaları, çeşitli dönemlerde revize edilerek 16’ya yakın düzenlemeyi kapsamıştır. Ancak uygulanabilirlik ve etkiler açısından bakıldığında, ilk dönemdeki amaç ile günümüzdeki sonuçlar arasında farklar olduğu görülmektedir. Özellikle 1998, 2002 ve 2009 yıllarında yapılan kapsam genişletmeleriyle illerin teşvik kapsamına alınması sağlansa da, 1. ve 2. bölgeler ile 5. ve 6. bölgeler arasındaki paylar yine önemli uçurumlar oluşturmaya devam etmiştir.
İstihdam ve yatırım dağılımı açısından incelendiğinde, 6. bölgenin elindeki payın sınırlı kaldığı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Emek yoğun sektörlerde dengesizleşmelerin belirginleştiği bu bölgelerde, bazı yatırımların yurt dışına kayması da bölgenin rekabet gücünü zayıflatmıştır. 30 Mayıs 2025’te yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminin de önceki uygulamalardan farklı sonuçlar üretmediği, aksine bölgesel eşitsizlikleri derinleştirdiği belirtilmektedir.
Eylül ayı verileri, 6. bölge yatırımlarında önceki yıla göre belirgin bir düşüşe işaret ederken, 1. ve 2. bölgeler için yatırımlarda artış gözlemlenmiştir. Aynı ayda toplam yatırımların büyük bir kısmı 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşmıştır; 5. ve 6. bölgelerin payı ise görece sınırlı kalmıştır. Ekim 2025 verileri de benzer bir tabloyu doğrulamakta; 5. ve 6. bölgelerdeki düşüşler sürerken, 1. ve 2. bölgelerde kayda değer artışlar yaşanmıştır.
Sonuç olarak, mevcut teşvik mekanizması ülkenin genel büyümesine katkı sunmuş olabilir; ancak bölgesel kalkınmayı ve eşitliği sağlama konusunda beklenen etkileri vermemiştir. Eğer mevcut yapı sürdürülürse, farklı sonuçlar elde etmekte zorlanılacağına dair somut göstergeler bulunmaktadır. Teşviklerin esas amacı ise bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmaktır; fakat bu hedef sadece emek yoğun ve kırılgan sektörleri hafifletmekle sınırlı kalmamalı, bürokratik süreçleri minimize eden kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım ile desteklenmelidir.

Yorumlar kapalı.